Selanikli Handan'ın Gözyaşları

%20
250,00 TL
200,00 TL
*24,20 TL den başlayan taksitlerle!
Kategori
Stok Kodu
1010529
Editör
Kaya Ataberk
Sayfa sayısı
152
Boyutu (cm)
13,5 x 19,5
İlk baskı tarihi
Temmuz 2026
Baskı sayısı
1
İç baskı rengi
Siyah beyaz
Kağıt tipi
Kitap kağıdı
ISBN
978-625-5669-18-6

1920’lerin yakıcı sıcaklığında, Ege’nin öte yakasından yükselen feryatlar, top ve barut kokuları arasında yırtılan bir vatan hüznü…  

Güzelliğiyle görenleri büyüleyen Selanikli Handan, işgalin, kayıpların ve kimsesizliğin tam ortasında üç evladıyla ayakta kalmaya çalışırken hayatın ona hazırladığı en acı sınavlarla yüzleşir. Toprağa emanet edilen minik bedenler, bir avuç tülbende sarılan memleket toprağı ve Gülbahar vapuruyla Karadeniz’in kıyılarına uzanan, köklerinden sökülmüş çaresiz bir firar…  

Selanikli Handan’ın Gözyaşları, yalnızca bir kadının değil; Kayalar köyünden Giresun’un Bulancak kasabasına, oradan İstanbul’a kadar uzanan üç kuşaklık bir ailenin göç, vefa, aşk ve ayakta kalma destanıdır.  

Fatma Bingöl’ün kaleminden, mazi ile istikbal arasında çekilen acıların, dökülen yaşların ve her şeye rağmen yeniden doğuşun dokunaklı hikâyesi…  

"Kızımı, kalbimi burada bırakıyorum..."

Bu kitaba ilk yorumu siz yapın!
Bu ürünün fiyat bilgisi, resim, ürün açıklamalarında ve diğer konularda yetersiz gördüğünüz noktaları öneri formunu kullanarak tarafımıza iletebilirsiniz.
Görüş ve önerileriniz için teşekkür ederiz.

Handan...

​Huzurlu yuvasında eşi ve üç evladıyla mutlu bir hayat kurmuştu.

​Ancak savaşın acı rüzgârları her şeyi altüst etti. Silah sesleri, korku ve göç yolları yılların emeğini arkada bırakmalarına neden oldu.

​Eşi askerler tarafından götürüldüğünde Handan, üç çocuğuna hem anne hem de baba olmak zorunda kaldı.

​Zorlu göç yolculuğu yalnızca yoksulluk ve hasret getirmedi; acıyı da beraberinde taşıdı.

​Dere kenarında hastalanan evladı tüm çabalara rağmen hayata tutunamadı. Yüreğine düşen ilk ateş buydu.

​Acıyla sınanmış savaşın gölgesi Selanik’in üzerine çökmüş. İnsanlar bir gecede yurtlarını terk etmek zorunda kalmıştı. Yanında üç evladı vardı. Yüreğinde belirsizliğin ağır yükü...

​Günler süren yolculuk sırasında dere kenarında hastalanan İnci’si yapılan tüm çabalara rağmen hayata tutunamadı. Küçücük bedenini, giderken Selanik’in sessiz toprağına teslim etmek zorunda kaldı.

​Bir annenin yaşayabileceği en ağır acıyı o gün tattı.

​Gözyaşları durmadı ama geride kalan iki çocuğu için yoluna devam etmek zorundaydı.

​Handan, Selanik’ten ayrılırken bir evladını toprağa vermişti. Geride kalan iki çocuğuyla birlikte uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından Giresun’a ulaştı.

​Yeni bir hayat kurarken acı peşini bırakmadı. Bir gün deniz kenarında oynayan küçük oğlu, masmavi suların arasında kayboldu.

​Yapılan tüm aramalara rağmen evladının cansız bedeni çıktı. O an Handan’ın yüreğinde bir kez daha tarifsiz boşluk açıldı. Gurbetin acısına evlat acısı da eklendi.

​Gözyaşları dinmedi ama hayatta kalan tek çocuğu için ayakta durmaya devam etti.

​Yıllar Handan’ın o mısır püskülü sarısı saçlarına aklar düşürmüştü. Evlat acısı, gurbetin hüznünü ve hayatın ağır yükünü sessizce taşıdı. Buna rağmen kimseye yük olmamaya çalıştı.

​Mütevazı evinde tek başına hayatını sürdürmeye çalıştı.

​Fakat Handan’ın yorgun kalbi artık atmamaya başlamış. Handan tek yaşadığı bağ evinde canını vermişti.

​Her gün erken açılan kapı o gün açılmadı, içeri girdiklerinde ise Handan yarı baygındı. Haberi alan oğlu Emin, annesine sarılarak “beni bırakma” diye acı bir feryat atmış; Nazlı ise şaşkın, daha evliliğe ilk adım attığı bu yolda bir sıfır yenilmişti.

​Handan ise artık sonsuz istirahatına kavuşmuştu.

​Handan doğduğu Selanik’i ömrü boyunca unutmadı.

​Hep yüreğinde memleket hasreti ile yaşadı.

​Evlat acısı ile sınandı. Ümidini hiçbir zaman kaybetmedi; ta ki Emin’in istemediği bir evlilik yapmasına kadar. Ardında yalnızca bir aile değil; direncin, sabrın ve hayata tutunma mücadelesinin hikâyesini bıraktı.

​Yüreğindeki gözyaşları toprağa karıştı.

​Ama hatırası çocuklarının, torunlarının ve onu tanıyan herkesin kalbinde yaşamaya devam etti.

​Çünkü bazı insanlar hayatları boyunca sessiz yaşar, geride bıraktıkları iz ise nesiller boyunca silinmez.

​Asıl miras yaşam mücadelesi ve hatıralardır.

​Handan’ın adı gibi…

​Torunu da zaman zaman yoksullukla mücadele etti.

​Fakat büyükannesinin yaşadıklarını bildikçe kendi zorluklarına daha güçlü sarıldı.

​Çünkü Handan’ın hikâyesi insana bazen elindeki imkânlarla değil, yüreğindeki umutla ayakta kalmasını öğretiyor.

​Handan’ın adı belki tarih kitaplarına yazılmadı. Fakat onu tanıyanların hafızasında, fedakâr bir anne, sabırlı bir kadın ve göçün tüm yükünü omuzlarında taşıyan güçlü bir insan olarak anılmaya devam etti.

Selanikli Handan'ın Gözyaşları 1920’lerin yakıcı sıcaklığında, Ege’nin öte yakasından yükselen feryatlar, top ve barut kokuları arasında yırtılan bir vatan hüznü… Güzelliğiyle görenleri büyüleyen Selanikli Handan, işgalin, kayıpların ve kimsesizliğin tam ortasında üç evladıyla ayakta kalmaya çalışırken hayatın ona hazırladığı en acı sınavlarla yüzleşir. Toprağa emanet edilen minik bedenler, bir avuç tülbende sarılan memleket toprağı ve Gülbahar vapuruyla Karadeniz’in kıyılarına uzanan, köklerinden sökülmüş çaresiz bir firar… Selanikli Handan’ın Gözyaşları, yalnızca bir kadının değil; Kayalar köyünden Giresun’un Bulancak kasabasına, oradan İstanbul’a kadar uzanan üç kuşaklık bir ailenin göç, vefa, aşk ve ayakta kalma destanıdır. Fatma Bingöl’ün kaleminden, mazi ile istikbal arasında çekilen acıların, dökülen yaşların ve her şeye rağmen yeniden doğuşun dokunaklı hikâyesi… "Kızımı, kalbimi burada bırakıyorum..." 1010529
Selanikli Handan'ın Gözyaşları

Tavsiye Et

*
*
*
ideasoft e-ticaret paketleri ile hazırlandı.